Sakaryaspor, bu sezon TFF 1. Lig'den düşmek üzere. Maalesef, daha önceki yazılarımda da sıkça belirttiğim gibi, yönetimlerin yıllardan beri yapmış olduğu akıl almaz hataların bedeli bir türlü ödenip de bitemedi gitti. Kulüp, borç batağında ve imkanları inanılmaz derecede kısıtlanmış durumda. Bu ve daha birçok zorluğa rağmen, genç oyuncularıyla elinden geleni yapan ve taraftarlarının hiçbir zaman protesto etmediği bir takıma sahipler. Bu genç oyuncular arasında en çok öne çıkanların başında şüphesiz Salih Dursun geliyor. Sadece Sakaryaspor ile sınırlı kalmayıp, TFF 1. Lig'de gözüme çarpan birçok genç oyuncuyu sizlere tanıtmaya, görebildiğim kadarıyla yorumlamaya çalışacağım önümüzdeki günlerde. İlk olarak, memleketimin takımından bir genci seçmemi umarım doğal karşılarsınız...Salih Dursun, 1991 Adapazarı doğumlu. Şehrin köklü amatör takımlarından Garajlar Taç Spor'da başlamış top oynamaya. Derken Sakaryaspor altyapısına geçmiş. 18 yaşında, yani 2009'da profesyonel sözleşme yapılmış kendisiyle. Takımın çok zor dönemlerinde, belki de imkansızlıktan düzenli olarak forma verilmiş kısa bir süre sonra kendisine. Genellikle stoper oynatılmış. Akranı, arkadaşı ve en az Salih kadar beğendiğim Berat Çetinkaya ile beraber durmuşlar rakibin atakları karşısında.
Sakaryaspor bünyesinden 1991 doğumlu birkaç iyi oyuncu daha çıkmıştır. Örneğin, çok genç yaşta Fenerbahçe tarafından transfer edilen ve muhtelif kulüplere kiralık gönderilmekte olan sol bek Onur Karakabak ve santrfor Furkan Aydın da 1991 doğumludur. Tıpkı 1988 jenerasyonu gibi. Mustafa Pektemek, Hüseyin Tok, Şaban Özel ve Gazanfer Aydın da bu jenerasyonun tanınan oyuncularındandır. İşte bu 1991 doğumlu iki delikanlının, yani Salih ve Berat'ın hikayesi Sakarya kentinin hikayesi gibidir. Sakarya yıkılır ama dayanır, Sakarya yalnız kalır ama dayanır, Sakarya çaresiz kalır ama yardım istemez, başını eğmez. 'Küme düşecekler', 'Amatöre gidiyorlar', 'Kocaelispor'dan beter olacaklar' denilen sezon (2010-11), Sakaryaspor TFF 2. Lig'de şampiyon olur ve TFF 1. Lig'e yükselir. Transfer yasağının olduğu sezonda, çok büyük maddi imkansızlıklar içinde verilen mücadeleyi de zaten bilenler biliyor sezon başından beri...
Salih Dursun, uzun boylu bir çocuk, 1.88 boyunda. Yapılı, güçlü ve gözü kara bir oyuncu tipi, tekmeye kafa sokan adamlardan. Bu sebepler maçlarda sık sık sakatlık geçiriyor ama çok fazla rakibi kasten yaralayıcı bir faulünü de görmüş değilim. Uzun boyunun bir avantajı olarak, hava toplarına son derece hakim bir oyuncu. Yüksek toplarda sezgisi yüksek ve zamanlaması çok iyi. Belki de bu sezon en az 4-5 gol daha fazla atabileceği pozisyonlara girdi ancak bunları kullanamadı. Diğer yandan, stoper oynamasını gereksiz buluyorum. Ayaklarına çok hakim olmadığı ve bir heyecanlı bir oyuncu olduğu için, basit ve garanti oyunu henüz oynayamıyor. Zaten, onun yükselişi, orta sahanın ortasında oynamaya başladıktan sonra ivme kazandı. Defansif orta saha pozisyonunda oynadığında, hem arkasında hata yaptığında bunu telafi edecek birileri oluyor, hem de takımın genel direncini inanılmaz arttırıyor. Ayrıca sıkça ileriye çıkarak da gol arıyor. Uzaktan şutlarının da hiç fena olmadığını söyleyebilirim. Öyle ki, Adapazarı'nda oynanan Çaykur Rizespor maçında, yaklaşık 30 metreden attığı şut, Rizespor'un başarılı stoperi Sezer Özmen'e isabet etmiş ve Sezer hastanelik olmuştu. Güç ve sürat açısından herhangi bir problemi yok yani bu oyuncunun. Yalnız dribling, pas ve top kontrolü olarak çok ileri seviyede değil. Ama bunları söylerken de, 'kazma' diye tabir edilen bir oyuncudan asla bahsetmiyorum. Salih'in oynaması gereken mevki, ya orta sahanın ortası, ya da (bana göre) santrfordur. Bu mevkiler, biraz da ince işler gerektirir. Yıllarca, muhtemelen çok güçlü ve uzun olduğu için stoper oynatılan bu gencin de gelişimini zamanla tamamlayacağına kesinlikle inanıyorum. Çünkü Salih, gördüğüm en gelişime açık oyunculardan biri. Geçen sezondan bugüne kadar geçen zamanda, top ayağına geldiğinde ileri doğru uzun oynayan bir oyuncudan, bacak arası çalım atacak kadar kendine güvenen bir duruma geldi. Sürekli gelişiyor ve ilerliyor Salih, beni de diğer oyuncuların arasından onu seçmeye iten nedenlerden biri de bu. Sahada hemen hemen her mevkide forma giyebilecek, her görevi yapabilecek bir oyuncudan bahsediyorum...
Hafta sonu oynanan Sakaryaspor-Elazığspor maçı 3-3 sonuçlandı. Bu maçta, lider Elazığ karşısında çok iyi bir görüntü veren Sakaryaspor'da, ileri uçta ilk defa Salih'i izleme fırsatı bulduk. Yılmaz Vural, bence çok isabetli bir kararla, onu tek santrfor olarak sahaya sürdü. O da, kendine güvenenleri mahçup etmeyerek maçı bir gol ve bir asistle tamamladı. Ayrıca yüzde yüz gol olması gereken bir kafa şutunu, Elazığ kalecisi Ahmet Şahin inanılmaz şekilde kurtardı. Bunlara ek olarak, savunma içgüdüsü sağlam bir oyuncu olduğu için, yaptığı inanılmaz presle Elazığ defansını şaşkına uğrattı. Bence bu maçın ardından Salih'in sürekli santrfor oynaması gerekir. Takımın birinci santrforu İlkay Demir de son derece iyi ve sevdiğim bir oyuncudur, ayrıca sağ kanatta da oynayabilme yeteneğine sahiptir. Bu şekilde belki de takımın hücumu daha verimli olabilir. Elbette en iyisini Yılmaz Vural bilir... Salih'in sezon sonunda kulüpten ayrılması kesinleşti artık. Ona talip olan birçok kulüp var ve bunların içinde ciddi organizasyonu olan, büyük takımlar da var. Büyük ihtimalle kesinleşen ise, Salih'în Kayserispor ile bir ön protokol imzaladığı. Son yıllarda bünyesine kattığı gençlerle medyada yankı uyandıran Kayserispor, sezon başından beri Salih'i takibe almıştı. Ancak, Sakaryaspor Teknik Direktörü Yılmaz Vural'ın, İstanbul takımlarından birine Salih'i önerdiği ve yakında bazı gelişmelerin olduğu da iddia ediliyor. Şahsen, Salih'in Kayserispor'a gitmesinin doğru olduğunu düşünenlerden değilim. Kayserispor, çok büyük ekonomisi ve insan potansiyeli olan bir ilde bulunmasına ve muhteşem tesislerine rağmen, bir türlü istediği taraftar desteğini bulamayan bir kulüp. Ayrıca takımda çok fazla sayıda genç oyuncu var. Bunlara ek olarak, kulübün güçlü ekonomisini ve getirdiği çok kaliteli yabancıları da düşündüğümde, Salih'in Kayseri'de hak ettiği değeri görememesinden korkuyorum. Dilerim Salih de bir İstanbul kulübüne gider ve bir Tuncay Şanlı olabilir (!)...
Küme düşme hattındaki bir takımda oynayan, doğru dürüst parasını alamayan, bin türlü imkansızlıkla boğuşan bir genç, hayatından ilk kez oynadığı bir seviyede 8 gol attı, üstelik forvet oynamadan. Yere göğe sığdırılamayan Severin Bikoko'nun, arkasında taş gibi bir takımla ve elbette tüm maçlarda ileride oynayarak 15 golle gol krallığında önde gittiğini gördüğümde, bu başarının büyüklüğünü görebiliyorum. İleride Salih Dursun ismini çok duyacaksınız, şimdiden öğrenmenizde fayda var. Bu efendi, saygılı ve gururlu çocuğun yükselmesine şahit olmayı çok istiyorum. Artık bundan sonra ipler onun elinde, yolu açık, bahtı bol olsun...